1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (Henüz Puanlanmadı)
Loading...

Kimyasallar sorundur

KÖŞE YAZILARI

 

NEDEN KİMYASAL KULLANMAYA KARŞIYIM?

Bu akşam yaptığım paylaşımdan sonra zehirler ve tarım ilaçları ile ilgili fikrimi anlatan ufak bir yazı yazmak istedim.

3-4 gün önce Urfa da çekirge istilası olmuş. Bununla ilgili bir haber vardı. Vatandaş devletten yardım istiyordu. Devlet de resme bakar isek yardımını göndermiş. Çekirgelerle ellerinde ilaç pompalarıyla savaşmaya başlamışlar .

Peki bu çekirgelerin derdi ne? Bu sayıya nasıl ulaştılar??? Benim düşüncem şu ;

Bunların bir derdi yok! Sadece doğal düşmanları yok. Çünkü bu düşmanların hepsini biz her yıl toprağa ve atmosfere milyarlarca ton ZEHİR bırakarak yokediyoruz. Yani dengeyi, yani yaşamı….

Peki bundan en çok kim zarar görüyor? Yaşam siklusu Böceklere , mantarlara, bakterilere göre uzun olan memeliler, kuşlar ve balıklar ve bitkiler. Çünkü biz komplex ve gelişmiş canlılarız bizim ortam şartlarına uyum sağlamamız ; dakikada bir bölünerek çoğalan bir bakterinin ki ya da 1-2 gün yaşayan bir parazitin ki kadar kolay değil. Çünkü bu komplex yapı bizi mutasyonlardan koruyor. Onlar ise trilyonlarca mutasyona ve etkene maruz kalarak, yani trilyonlarca kez ÖLEREK hayatta kalmayı başarıyorlar.

Size iki olay anlatayım;

5 yıl önce kirada oturduğum evimin yan tarafında 100 mt2 bir sebze bahçesi çevirdim. İlk yıl hastalık vs den doğru düzgün ürün alamadım. Komşular inatla ilaç kullanmam gerektiğini söylediler. Ben de o zaman niye bu bahçenin kahrını çekiyoruz? Gider pazardan alırım cevabını veriyordum.
İlk yıl domateslerde mantar, ikinci yıl tere roka , fasülye hatta mısırlarda bit oldu. Mısırda hiç bit görmemiştim ? ama ben yaşadığım alanı ve yediğim sebzeleri zehirlememek için yine de kullanmadım. Zaten bu sebzeleri meyveleri, kuşlarla arılarla kaplumbağalarla paylaşıyoruz:) bir de onların da zarar görmesini istemiyordum. Geçen seneye kadar bu hastalıkların hepsi zamanla yok oldu gitti. En son geçen yıl hiç hastalık olmadı. Bu arada enteresan bir durum; tüm köylü o sene hiç ürün alamamaktan sebzelerin hastalıktan kırıldığından bahsederken ; Biz yüz metre kare yerde yeme ile dağıtmak ile , ( hatta kaplumbağa ve kuşların yedikleri de dahil) sebzeleri bitiremedik. Belki yarısını da tavuklara yedirmişimdir ? . Son iki senedir bahçemde hiç yaprak biti görmüyorum , çünkü onların yerine yüzlerce uğur böceği geldi . Ve yaprak bitlerini yiyorlar.

Başkabir olay;
Bundan önce istanbulda otururken çok can sıkıcı bir hamam böceği problemimiz vardı. Ve ne yaptıysak , ne zehir kullandıysak başarılı olamadık. Gece kalkıp ışığı açtığımda abartmıyorum evin içinde dolaşan 10 larca ( ki 10 görünen böcek; görünmeyen 5000 tane demektir) en etkili dedikleri zehirleri alıp geliyor böceğin üzerine sıkıyordum. Ölen böcek 3-4 saat içinde tekrar canlanıp kalkıp gidiyordu. Böyle böyle 2 sene uğraştık Artık geceleri hamam böceklerinin tıkır tıkır ayak sesleri eşliğinde uyumaya alışmıştık. Bir gün sokakta yardıma muhtaç sahipsiz bir yavru kedi bulduk, eve getirdim . Biraz bakarız kendini kurtarınca bahçeye salarız diye düşünüyorduk. Tabi kediye alıştık . Bırakamadık ? bu arada kediler temizlenmek çok yalanırlar, ve evde serbest dolaşan yavru kediye zarar gelir tüylerine bulaşma ihtimali olan kimyasalları yalar, zehirlenir diye mecburen tüm pestisitleri, ilaçları , yemleri , uzun etkili jelleri , böcek istasyonlarını evden uzaklaştırdık. Kedimiz büyüdü, sonra bir yavru daha bulduk derken sağdaki soldaki sokak kedilerin de beslemeye başladık bir anda evin içinde iki , ön arka bahçede 10-12 kadar baktığımız kedimiz olmuştu. Aradan bir yıl geçti ne evde ne sokakta ne bahçede artık bir tane bile hamam böceği göremez olmuştum. Çünkü kediler bu böcekleri yakalayıp yakalayıp yiyorlardı.

Uzattım ?
Bitiriyorum!

Doğadaki DENGEYİ bozmazsak, doğa zaten adı üzerinde Dengede kalmaya devam edecektir! Biz bu dengeyi fazla üreterek, fazla yaşatarak, fazla tüketerek , fazla öldürerek , sürekli bozuyoruz. Ve dünyanın sonunu zaten hızla getiriyoruz. Haa , zaten herkes yapıyor biz yapmasak da olacak bunlar diye düşünüyorsanız, en azından düşene bir tekme de siz vurmayın!

10 domates , 10 tavuk, 10 yumurta, 10 inek üretip, ucuza tüketeceğim, ucuz olduğu için de kıymet bilmeyeceğim , israf edeceğim. Bir de bunları ucuza maletmek için doğayı öldüreceğim. Bu kısır döngüyü kişisel olarak da olsa kımak benim boynumun borcudur. Belki bu sayfanın en kutsi amaçlarından biri de budur. Ve Mahmut Kardeşiniz neden bir gelinciğin , farenin ya da yılanın hayatını bu kadar önemser bunun altında da bu yatar.

HİÇ BİR ŞEYİN HAYATI BU KADAR UCUZ OLMAMALI!

Tavuğun kilosu 600 tl domatesin ki 300 olsaydı eminim domatesin sapını , tavuğun kemiklerini, yumurtanın kabuğunu , üzümün çöpünü dahi yerdik!

Ve hergün tavuk yiyemediğimiz için de ölmezdik! Şimdi ise hergün ucuz domates alabilmek ve domatesin kabuğunu soyup atabilmek uğruna ÖLDÜRÜYOR! ÖLÜYORUZ!

Lütfen bu uzun yazı üzerine düşünün! Benim felsefemi anlamaya çalışın! Dünyanın sonunU bu üretim ve tüketim çılgınlığı getirecek!

Kaba tabiri ile sadece etini yemek , sütünü içmek için beslediğimiz ineklerin Ossuruğu Ve ; bırakın zehiri, tarımda kulanılan gübrelerden çıkan gazlar ile bile hali hazırda çocuklarımız ve torunlarımızın havasını çoktan gaspettik bile!

Biz bir yerde Durmazsak, zaten dünya BİR yerde DURACAK…… ve o yere varmak üzereyiz….

Sevgi ve merhametle kalın

Dr. Mahmut aldırmaza sevgilerle

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir